Birkaç zaman önce; sevdiğim, değer verdiğim bir insan tarafından sözleri MSN’de ileti olarak kullanılmış, ben “Sözleri çok anlamlı. Nedir bu?” dediğimde; “Sevdiğim bir şarkı” diyerek bana bu şarkıyı üstü kapalı bir biçimde tavsiye etmiş olan :) güzel bir şarkıyı paylaşıyorum sizlerle. Blog takipçilerim bilirler, kötü şarkıya yer vermem :)

Bunun neticesinde Sevda Karababa isimli sanatçımızın Eyvallah isimli şarkısını sizlerle paylaşma isteği duydum. Google’da biraz arama yapınca, bu şarkının Doktorlar dizisinde final bölümünde de kullanılmış olduğunu gördüm. Yine biraz arama sonucu, aynı şarkıyı Özcan Deniz’in de hediye isimli albümünde yer vermiş olduğunu gördüm. Ama bana sorarsanız, Özcan Deniz mi daha güzel yorumlamış, yoksa Sevda Karababa mı diye; hiç düşünmeden Sevda Karababa derim.

Sesi, Niran Ünsal’ı andırıyor. Hatta ilk dinlediğimde Niran Ünsal sanıp o şekilde arama yapmıştım :) Sözleri de çok anlamlı. Bir de siz dinleyin bakalım. Benimle aynı duyguları paylaşacak mısınız :)

Devamı »

rafetelroman-birromangibiSeverek dinlediğim sanatçıların başında gelen Rafet El Roman, Bir Roman Gibi isimli yeni albümünü çıkarttı. Uzun bir aradan sonra yine birbirinden güzel 10 şarkı ile karşımıza çıkan Rafet El Roman, adından söz ettirek şarkıları albüme koymuş. Hele bunların içinde “Aşk-ı Virane” isimli şarkı var ki, diğerlerinden bir adım öne çıkıyor.

Albümü dinlediğinizde hemen kendini gösteren, “bu albümün şarkısı bu” diyebileceğiniz türden bir şarkı. Söz ve müziği Yusuf Güney‘e ait olan şarkıda, yine Yusuf Güney güzel sesi ile Rafet El Roman’a düet yapmış ve ortaya bu şekilde güzel bir eser çıkmıştır.

(Yusuf Güney Kimdir? Resimleri İçin Tıklayın)

Albümü alma şansı olmayan ziyaretçilerim için şarkıyı ve şarkı sözlerini ekliyorum. Bakalım siz de bana hak verecek misiniz?

Devamı »

Bugün türkü arşivimi karıştırırken, uzun zamandır dinlemediğim, bu yüzden de kendimi nedense suçlu hissettiğim Seyduna – Şahrud türkülerinin 3. ve son albümü olan çeşitli pek tanınmamış sanatçılar tarafından seslendirilen albümden, “Müge SARIKURT – Sen Hiç mi Bahar Görmedin” isimli türküyü dinledim. Özellikle şiir bölümü yine beni aldı götürdü uzaklara…
Şarkıyı sadece dinleyin…

Devamı »

Seyduna Şahrud(Yitik Öyküdür)

Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan, iki yürekte durmadan kanayan, Seyduna’yla Şahrud… Yüreklerin akarken bıraktığı izi birbirlerinin gözlerinde aradılar… Yoktu…
İki iklim farkıydılar, ne zaman göz göze değseler yangın çıkmayacak denli uzaktılar…
Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı; üçüncü bir kente düşmüş suretleri…

Şahrud gökyüzü geliniydi… Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri.  Bir solukluk rüzgârda bile, usul usul kanardı gelincik bedeni.

Seyduna yeryüzü cehennemi… Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını magma yüreği… Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı; onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.

İki iklim ayrıldılar.  “Ya Şahrud!” dedi Seyduna…
“Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm. Ardına bakma, gözyaşımla vurulursun. Su gibi git.”

Şahrud’un yüzüne keder mayın gibi durdu ve zaman gözlerinin su yeşilinde kuruldu.
Hüzün bir Buda heykeli gibi çırılçıplak yüzlerine oturdu.

Rivayet odur ki; Şahrud vardığı denizlerde hala Seyduna türküleriyle uyanmakta, Seyduna, Şahrud’un gözlerinden kalan masalla yaşlanmakta.

(biliyorum! sen yine parmak uçlarında üşüyosun,aramızda kıvrılıp yatan uzaklıga inat,ayaklarınla kasıklarımın kasıgasını,ellerinle yüregimde yaktıgın ateşi düşlüyorsun.sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta ve çırıl çıplak bir ırmaga dönüşüyor yatagımızda apansız,parmakların tıkır tıkır işliyor iştahla,biliyorsun yaşamaktır aşk, geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku bogazında,DELİCE BİR YANGIN PARMAKLARININ BUZULUNDA)

Levent Yüksel Bi dahaBu gece can sıkıntısından Dailymotion sitesini gezerken çok eski ama hala çok sevdiğim, her dinlemede kanımı kaynatan, klibini izlediğimde bol bol güldüğüm Levent Yüksel – Tövbe klibine rastladım.

Bir klip ile şarkı bu kadar bütünleşebilir :) Film gibi klip. Belki bu şarkıyı bilmeyen arkadaşlarımız olabilir. Kısaca değineyim.

Devamı »

Ver Elini Hani sonbahar gelir, yapraklar dökülür, yeniden yeşermek için baharın gelmesini bekler ya ağaçlar, işte öyle bekledim aylarca… Gün bugünmüş, yeşerme yolunda ilk adımları attım sayende…

Hani yeni yeni yürümeye başlayan bebekler, düşünce birinin elinden tutup kaldırması için ağlar ya, içimden öyle sessizce ağladım. Gözyaşlarımı bir ben gördüm, bir de içim. Her ne kadar dışarıya yansıtmak istemesem de “beni” bir noktada gardım düştü. Maske göründü…

Hani derler ya, “Sil baştan başlamak gerek bazen… Hayatı sıfırlamak… Sil baştan sevmek gerek bazen… Herşeyi unutmak…” belki de hayata restart atma zamanı geldi…

Denizin dibindeki incileri çıkartma zamanı geldi… Dalış kıyafetlerimi giydim, komutu beklemekteyim…

Al bu yürek senin al ! Her nerde olursan, durma gel beni al…

Hayattan kopmuş iken, hiç umulmadık zamanda hayat sürprizler yaparmış. İnanmazdım, inanır oldum… Çok teşekkürler hayat…

Dipnot: Yaklaşık 1 yılı aşkın süredir bu tür yazılar yazmaya ara vermiştim. Her ne kadar kötü de olsa, uzun bir aranın ilk ürünü olması dolayısıyla benim için çok özeldir…

Onur Gençoğlu